27 Ekim 2016 Perşembe

Anne Saati - İnferno (Cehennem) Filmi


Selamlar, 
Adını 'Anne Saati' koydum bu yazının. Çünkü annelerin de kendilerine ayırmaları gereken saatleri olduğunu düşünüyorum. Çalışsın ya da çalışmasın farketmez. Birazcık olsun yalnız kalmaya ya da arkadaşlarıyla birlikte sevdiği şeyleri yapmaya hakları var. İnanın bana bu çocukları ve ailesi için de faydalı olacaktır. Şahsen denediğim için tecrübeyle sabit, garanti verebilirim yani. 

Velhasılı benim gibi bebeği olan karşı komşum Mervecimle beraber böyle düşündük. Dedikki biz bu çocukları babalarına bırakalım 3-4 saatliğine ve en yakın sinemaya gidelim. İkimizde doğumdan sonra ilk defa sinemaya gidecektik. Acayip heyecanlıydı :D Ve sinemadan sonra bunu her hafta yapmaya karar verdik. Çok iyi gelmişti bize. İşte bende bu 'Anne Saati' başlıklı yazılarımda izlediğimiz filimlerden bahsetmek istiyorum.  








Bu haftanın filmi Inferno(Cehennem)' ydu. Tek kelimeyle müthişti. Zaten öyle olmasını da bekliyorduk, bizi yanıltmadı. Dan Brown'un aynı isimli kitabından uyarlama. Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar'dan sonra 3. eser. 
Kitabını okumadim malesef ama pişman  oldum. Çünkü her zaman kitabı okuyup sonra filmini izlemeyi tercih etmişimdir. Ayrı zevkli oluyor. Neyse bu seferlik böyle oldu artık... 
Film su gibi akıp gidiyor, sürükleyicinin de ötesinde. Konusu kısaca şöyle; ünlü simge bilimci Profesör Langdon (Tom Hanks) 'nın yine çözmesi gereken önemli bir görev var. Bu sefer ona Dr. Sienna eşlik ediyor. Eğer bu görevi halledemezlerse insanoğlunu yok edebilecek güçteki bir virüs dünyayı saracak. 

Olay döngüsü çok heyecanlı ancak bu olayların dışında film Floransa,Venedik ve sonrasında İstanbul'da geçiyor. Tabir-i caizse tarihi ve turistik bir gezi yapıyorsunuz filmde :) 

Gel gelelim İstanbul sahnelerine. Filme gitmeden önce birkaç yorum okumuştum. İstanbul'u Arap ülkesi gibi yansıttıklarını söyleyenler olmuş. Ancak ben izledikten sonra onların tamamıyla filmi eleştirecek bir yer bulmaya çalıştıklarını düşündüm. Gerçekten şu zamana kadar izlediğim filmler arasında düzgün bir şekilde İstanbul'u yansıtan bir filmdi. Onun için de ayrı bir sevdim zaten filmi. Ben filme 10/10 veririm yani :)

Bu güzel saatleri haftayada tekrarlarız insaAllah ve siz annelere de öneririz :) 
Haftaya görüşmek dileğiyle,
Tuba 


Not: Dikkat burası aşırı spoil içerir okumadan sizi uyarayım ❕:) Etkilendiğim bir sahneden bahsetmek istiyorum. 

Filmin sonunda Sienna'nın asıl yüzü açığa çıkıyor ve virüsü yaymak için canlı bomba misali kendini patlatıyor. Patlama başarısızlıkla sonuçlanıp herkes derin bir nefes aldıktan sonra Profesör Langdon'la FBI ajanı arasında geçen konuşma çok hoşuma gitmişti. Canlı bombalara gönderme yapıyorlar. Doğru olduğunu zannettikleri şeyler uğruna kendilerinin canlarını hiçe sayabilecek kadar gözlerinin karardığından bahsediyorlar... Öyle malesef.. Keşke olmasa... Keşke böyle saf insanların beyinlerini yıkamasalar... Keşke....